Enürezis yani alt ıslatma, mesane kontrolünün kazanılması gereken yaşta, istemsiz olarak idrar kaçırma durumu olarak tanımlanmaktadır.

Çocuğu, ailesini ve çevresini etkileyen önemli bir problemdir. Enürezis, çocuğun kendine güvenini azaltır, psikolojik sorunlara neden olabilir…

Alt ıslatma çocukluk çağında sık karşılaşılan, çocuğu olduğu kadar ailesini ve çocuğun çevresini de etkileyen önemli bir sorundur.

Dünyada yapılan çalışmalar enürezisin ilkokul çağında % 15,5, ergenlik çağında %2 oranında olduğunu göstermektedir…

Ülkemizde yapılan çalışmalarda okul çağı çocuklarının % 10-15’inin enürezisten etkilendiği belirtilmektedir…

Boşaltım bozukluğu olarak geçen alt ıslatma (enürezis) çeşitli nedenlerle mesane ve barsak işlevlerinin normal gelişiminin aksamasıdır. Çocuklar yaşamın ikinci ya da üçüncü yılında gündüz mesane ve barsak kontrolünü sağlarlar. Gece kontrolü ise üçüncü ya da dördüncü yılda tamamlanmaktadır..

Bugüne kadar yapılan çalışmalar enürezisin pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıktığını göstermektedir.

Bu nedenler arasında…

  • Üriner sistem anomalileri
  • Üriner sistem enfeksiyonları
  • Uyku faktörleri
  • Çevresel faktörler,
  • Yetersiz tuvalet eğitimi
  • Genetik
  • Yeni bir kardeş doğumu, sosyo-ekonomik düzeyin düşük olması, okula başlama, okul değiştirme ve aile tutumları yer almaktadır.

Enürezise alt ıslatmaya yol açan psikososyal faktörlerden aile tutumları, ailenin çocuğu algılamasına, geçmişteki deneyim ve bilgilerine ve kendi isteklerine göre farklılık göstermektedir. Anne-baba tutumları, çocuk eğitimi üzerinde oldukça büyük bir öneme sahiptir…

Çocuğun duygusal ve sosyal yönden sağlıklı olması onun doğuştan getirdiği yetenekleri ile anne-baba tutumları ve çevre arasındaki etkileşiminin uyumuna bağlıdır.

Anne-babanın çocuğundan istediği ilk uyum davranışı çocuğun tuvalet eğitimini kazanmasıdır…

Aile için zorlu, sıkıntılı olabilen bu alışkanlığı kazandırma, sağlıklı bir çocukta 20. aydan başlayıp 3–5 yaşlarına kadar sürebilmektedir…

Ailenin çocuk üzerindeki etkilerinin ve aile tutumları oldukça önemlidir.

Aile tutumlarına bakıldığında Türk toplumunda annelerin aşırı kontrolcü annelik modelini daha çok kullandıkları bilinmektedir…

Enürezisi olan çocukların ailelerinde yapılan bir çalışmada, ebeveynlerin aşırı koruyucu, anksiyeteli yapıda olabileceği, bazılarının ise öfkeli ve kızgın, baş etmede daha çok ceza kullanmayı tercih eden ebeveynler olduğu düşünülmektedir.

Çocuklara ceza uygulanması ve kırıcı, utandırıcı davranışlarda bulunulmasının ilerde çocukta daha büyük sorunlara neden olabileceği de bilinmektedir.

Enürezisin en çok görüldüğü 6–12 yaşlarını kapsayan okul çocukluğu, çocuğun aileden çıkıp dış dünyaya açıldığı ve ana- babaya bağımlılığın azaldığı bir dönemdir… Bu dönemde, enürezisin çocuğun sosyal ilişkilerini, okul başarısını, benlik saygısını olumsuz etkilediği ve aynı zamanda ebeveyn-çocuk ilişkisini gerginleştirdiği düşünülür…

Anne-baba ve çocuk için çok güç bir durum olan enürezis; utangaçlık, düş kırıklığı, anksiyete, benlik saygısında düşme ve dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna neden olabilmektedir…

Çocuklarda idrar kaçırmanın regresyon, saldırgan duygular, pasif-agresif davranışlar ve anksiyetenin dışa vuruş şekli gibi sonuçları olabilir…

Enüretik çocuklarda çekingenlik, bedensel yakınmalar, anksiyete, depresyon, sosyal problemler, dikkat problemleri, yıkıcı ve saldırgan davranışların 2- 4 kat arasında değişen oranlarda daha sık görüldüğü düşünülmektedir.

Enüretik çocuklar genellikle diğerleri tarafından fark edilme korkusu, sosyal dışlanma, küçük düşürülme, arkadaşın evinde uyuma kaygısı, arkadaşlarından farklı olduklarını hissetme gibi enürezisin sosyal ve psikolojik sonuçları ile karşı karşıya kalmaktadırlar…

Çocuğun ailesi veya arkadaşları tarafından sorununa yönelik sürekli konuşulması, ayıplanması, alay edilmesi, yetersiz ilgi gösterilmesi, cezalandırılması gibi hatalı tutumlar, çocuğun çevresi ile ilişkilerini bozmakta, çoğu kez geçici olan bu durumun kalıcı hale gelmesine neden olmaktadır

Kısaca enürezis çocuğun sosyal uyumunu, aile içi ilişkilerini, bütünüyle ruh sağlığını etkileyen bir sorun olduğu söylenebilir.

Günümüzde enürezisin tedavisinde tıbbi tedavi yöntemleri ve davranış değiştirme yöntemleri kullanılmaktadır. Tıbbi tedavide ilaç kullanılmakta; davranış değiştirmeye yönelik tedavide ise folklorik uygulamalar, alarm sistem uygulamaları, psikolojik danışmanlık ve destekleyici tedaviler kullanılmaktadır.

Enürezis tedavisinde birkaç yöntemin birden kullanıldığı durumlarda başarı oranının arttığı belirtilmektedir.

Bu tedaviler arasında davranış değiştirmeye yönelik motivasyonel görüşme çocuğa tedaviye katılımı ve sorumluluk verilmesi açısından başarı şansını artırır…

Sık kullanılan yöntemlerden birisi kayıt tutmadır. Enürezisli çocuklar için hazırlanmış takvimler bulunmaktadır. Bu takvimde kuru günler için çocuk tarafından güneş, yaş günler için yağmur çizilmesi istenir ve takvimdeki boşlukların çocuk tarafından doldurulması sağlanır. Takvimdeki kuru günlerin sayısı için bir hedef belirlenerek bu hedefe ulaştığında çocuk ödüllendirilir.

Bu yöntemin tek başına kullanılması yerine diğer tedavi yöntemleri ile birlikte kullanıldığında başarıyı artırdığı bilinmektedir…

İşeme fonksiyon bozukluğu olan çocuklara öncelikle iyi bir tuvalet eğitiminin verilmesi, çocuğa nerede, ne zaman ve nasıl işemesi gerektiğinin anlatılması, akşam 21 yemeğinden sonra çay, kola, karpuz alımının kısıtlanması ve bu konuda sorumluluğun çocuğa verilmesi, konunun yeni bir inatlaşma odağı haline gelmesinin engellenmesi, çocuk yatarken mutlaka tuvalete gitmesi ve yattığında tuvalet için kalkma konusunda kendini koşullandırması ve aileye çocuğu motive edici girişimlerde bulunması önerilmelidir.

Davranışsal tedavi yöntemlerinde işeme tekniği ve mesane eğitimleri kullanılmaktadır. Çocuğa işerken pelvik tabanı rahatlatıcı en uygun pozisyon, işerken gevşeme ve çocuğun işerken kendini rahat bırakmasının önemi anlatılır. Gevşeme için sayı sayması ya da şarkı söylemesi öğretilir. İşeme bittikten sonra gevşemeye devam etme ve böylece geri kalan idrarın boşaltılması açısından önem taşıdığından sıklıkla önerilmektedir…

Çocuk ve Ailenin Eğitimi; Aile enürezis hakkında bilgilendirilir, mesaneyi etkin şekilde boşaltabilmesi için uygulanan Kegel egzersizleri öğretilir ve düzenli aralıklarla uygulaması sağlanır. Evde de boşaltım programına uyması gerektiği çocuk/aileye anlatılır ve yaş olarak uygunsa çocuktan boşaltım zamanlarını kaydetmesi istenir. Tuvalet oturuşuna mutlaka dikkat ettirilerek asla acele işememesi ve işedikten sonra temizliğini kendisinin yapması öğretilir.

Öz bakımını mümkün olduğunca kendisinin yapması için cesaretlendirilir, evde uygulayacağı egzersiz programı anlatılarak yazılı olarak verilir. Günlük sıvı türü ve miktarı, kaçırma ataklarını idrar günlüğüne kaydı istenir. Aileye düzenli olarak randevulara ve kontrollere getirilmesinin önemi anlatılır. Sormak istedikleri konularda danışabileceği ve ulaşabileceği birimler ve telefonlarla ilgili bilgi verilir…

Çocuklarda enürezis sorununun çözümünde fiziksel, psikolojik, sosyal ve çevresel faktörlerin kapsamlı ve multidisipliner olarak tanılanması gereklidir…

Enürezis tedavi edilmediği takdirde ergenlik yaşlarına hatta erişkin çağa kadar devam edebilmektedir. Bu nedenle psikososyal sorunları önlemek amacıyla enürezisin erken dönemde tedavi edilmesi gerekmektedir…