Çılgın aptallar…

Dürtüsel delilik!

Yetersiz engellenme…

Ne olarak adlandırılsa adlandırılsın… Oluş nedeni tam anlamıyla bilinmeyen bir bozukluktur Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite. (DEHB)

DEHB’in oluşumunda ve gelişiminde biyolojik, genetik, psikososyal ve ailesel etkenlerin birlikte sebep olduğu düşünülmektedir.

Bütün dünyada yaygınlığı %5-12 arasında olduğu çeşitli çalışmalarca ortaya konmuştur…

Erkeklerde kadınlara oranla daha fazla rastlanmaktadır.

Kadınlarda dikkat eksikliğinin daha çok zihinsel düzeyde olması, dürtüsel ve saldırgan davranışların daha az olması nedeniyle tespit konusunda zorluk yaşatmaktadır… Bu yüzden erkeklerde daha fazla görülmektedir.

Çocuklukta tanısı konan DEHB yaş ilerledikçe görülme oranı gittikçe düşer…

Oluş nedeni tam olarak bilinmediği için tanıyı kesinleştirmeye yönelik bir özgün testi kullanılamamaktadır…

Bu sebeple genetik faktörlerin fazlaca olduğu düşünülen oluş sebepleri arasında yer alsa da psikososyal etkenler, biyolojik yatkınlık, aile gibi birçok etken bir araya gelerek bu bozukluğa neden olur.

Dikkatsizlik, aşırı hareketlilik, dürtüsellik klinik açıdan tanı almayı kolaylaştırsa da günlük işlevselliğe engel olduğu zaman profesyonel yardım alma yönünde aileleri harekete geçirir…

Öğrenim süresi içerisinde dikkatin süresini ve bunu yoğunlaştırmadaki zorluklar nedeni ile genelde bu tanıyı çocuklar ilköğretim çağlarında alırlar.

Dikkat süresinin kısalığı ve bunu koruyamamanın dışında çocukların davranışlarındaki aşırı hızlılık haricinde, zihinsel işlevlerde de hızlılık olarak ortaya konabilir. Düşüncelerin akışının bozulması, konudan konuya atlama, hızlı konuşma, hızlı konuşma sonrası konuşmanın amacından sapması gibi özellikler ile teşhis konabilir…

Çocuklarının hareketlerinin hızlı ve amaçsız olduğundan yakınan aileler çocuklarının birçok uyarana duyarlı olma, uzun süre derslere konsantre olamama, çok konuşup az dinleme ya da unutkanlıktan da yakınmaktadırlar.

Neredeyse tanı alan bütün çocukların hemen hepsinde değişik boyutlarda ve alanlarda öğrenme güçlüğü, özel öğrenme güçlüğü de yaşanabilmektedir. Bu çocuklar kendilerini ve hayatlarını planlama, organize etme, düzenleme becerilerini yeterince geliştiremedikleri için belirli bir konuya yeterince yoğunlaşmakta zorluk çekebilir, konuya yoğunlaşamadıkları için verilen konuyu, ödevi anlamakta zorluk yaşamaktadırlar… Dikkatin toplanamaması öğrenilen bir konuyu, yeterince kalıcı olarak öğrenememek gibi sorunları da beraberinde getirmektedir.

Sonuçta…

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, birden fazla alanda işlevsellikte bozulmaya yol açan, çocukluk çağının en sık görülen problemlerinden biridir.

Kalıcı ve sürekli dikkatin kısalığı, engellenmeye yönelik denetim eksikliği nedeniyle davranışlarda ve bilişsel süreçlerde ortaya çıkan ataklık ve huzursuzluk olarak ortaya çıkar.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu gelişimle birlikte değişir.

Okul öncesinde aşırı hareketlilik olan belirtiler, okul çağında dikkat bozukluğu olarak yerini alır.

Ergenlik ve erişkinlik dönemine gelindiğinde ise aşırı hareketlilik azalırken dikkat bozukluğu ve dürtüsellik dikkat çeken belirtiler haline gelebilir.

Yaşam kalitesini bozan kronik bir bozukluk halini alır…

Uygun yönlendirme, çalışma ve danışmanlık desteği ile yaşam kalitesinde iyileşme yakalanabilir.

Semptomlar 7 yaşından önce başlar…

Gelişim düzeyine uyumsuzluk gösterecek şekilde belirtilerin ortaya çıkması 3-4 yaşlarına rastlamaktadır. İşlevsellikte bozulma ve psikososyal sorunlar ise çocukluk çağının ortalarına doğru belirginleşmeye başlar.

Yaş dönemine göre belirtilerde değişiklikler gözlenebilmektedir. Okul öncesi dönemde hiperaktivite, dikkat eksikliği ve dürtüsellik normal davranışlar olarak kabul edilebileceği için, belirtileri değerlendirmek zor olmaktadır. Bu davranışlar çok şiddetli, yaygın ve işlevsellikte belirgin bozulma yarattığı zaman anormal kabul edilmektedir.

Okul çağı çocuklarında dikkat eksikliği kendini, zayıf akademik başarı olarak göstermektedir. DEHB‘li çocukların akademik işlevselliklerinde daha fazla bozulma, daha düşük okul başarısı ve daha fazla sınıf tekrarı yaşadıkları bildirilmiştir.

Düşünce yapısı, akademik, sosyal ve duygusal başta olmak üzere birçok alanda yetersizliğe yol açmaktadır.

Yaşamı bu rahatsızlıkla sürdürmekten ziyade sağlığı iyileştirmeye yönelik çalışmalar ile hem fiziksel hem ruhsal sağlık alanında yaşam kalitesinin arttırılabilir.

Danışmanlığa başvuru oranı açısından bakıldığında, erkeklerin kızlara oranla 9 kat daha fazla olduğu gözlenmiştir. Kızlarda ağırlıklı olarak dikkat eksikliğinin önde geldiği tipin görülmesi ve eşlik eden davranış sorunlarının daha az olmasının kliniğe başvuru oranlarını azalttığı düşünülmektedir.