Depresyon, ruhsal çökkünlük anlamında kullanılır…
Ümitsizlik, karamsarlık, yetersizlik, kendine güvensizlik, çaresizlik…
Değersizlik duygusu, suçluluk duyma ya da kendini suçlama, sosyal yaşamdan çekilme…
İştahsızlık ya da aşırı yeme, uykusuzluk ya da aşırı uyku
Unutkanlık, kararsızlık, neşesizlik, baş ağrısı
Etkinliklere ya da yaşama karşı ilgisizlik…
Sıkıcı, üzücü yaşam olayları, karşılaşılan ruhsal örselenmeler, olumsuz çevre koşulları kişiyi depresyona itebilir…

Hemen herkes zaman zaman depresyon yaşar. Çoğumuz kendimizi üzgün, uyuşuk hissettiğimiz ve hiçbir etkinlikle –keyifli de olsa- ilgilenmediğimiz dönemler yaşamışızdır. Çoğu kez depresyon olarak yorumlanan durumlar arasında, okulda ya da iş yaşamında uğranılan başarısızlık, sevilen birinin kaybedilmesi ve hastalık ya da yaşlılığın kişinin kaynaklarını tüketmekte olduğunun anlaşılması gibi durumlar sayılabilir.

Depresyon, ancak yaşanan olayla orantılı olmadığı zaman ve çoğu bireyin iyileşmeye başlayacağı noktayı aşarak sürmesi halinde anormal kabul edilir…
İsteksizlik, bezginlik, zevk alamama kendine güvensizlik, kararsızlık, sosyal ilişkilerde gerileme…
İş yaşamında ve öğreniminde verim düşmesi, neşelenememe, uyku bozuklukları, iştah farklılıkları…
Çabuk yorulma, halsizlik, bedeniyle ilgili çeşitli, işaret ve belirtileri ciddi hastalıklara yorma…
Baş ağrıları ya da çeşitli ağrılar, çabuk öfkelenme, nedenli ya da nedensiz sık sık ağlama…
Başka bireylere duyduğu sevgide azalma, her şeyi karamsar bir gözle görme, her şeyin olumsuz tarafını görme…
Suçluluk duyguları, sabah kalkmakta güçlük, güne başlamakta zorluk, ilgilerde azalma, unutkanlık, dikkat toplayamama…
Geçmişe pişmanlıkla bakma, geleceğe karamsar bakma, cinsel istek ve işlevlerde azalma-bozulma, artmış gerilim, intihar fikirleri…

Depresyonda en belirgin görülen semptomlar; ilgi kaybı, depresif duygu durum, hayattan zevk alamama, genel bir enerjisizlik ve isteksizlik halidir. Depresyondaki bireyde öz bakım azalabilmekte, benlik saygısında azalma, geçmiş şimdi ve geleceğe yönelik karamsarlık ve umutsuzluk dikkat çekmektedir. Enerji azlığı, ilgi ve istek kaybı sonucunda kişinin günlük rutini ve işlevselliğinde bozulma olabilmektedir. Sosyal geri çekilme ve aktivite düzeyinde azalma görülmektedir. Psikomotor yavaşlamaya bağlı olarak hareketler, konuşma ve düşünce akışı yavaşlayabilmektedir. Bilişsel belirtiler içerisinde bellek sorunları, karar vermede zorluk, konsantrasyon ve dikkatle ilgili problemler yaşanabilmektedir. Fiziksel belirtiler olarak da ağrı ve halsizlik olabilmektedir.

Biyolojik kökenli belirtilerden uyku ve iştahta değişim, kilo ve libido kaybı özellikle orta ve ağır depresyonda belirgindir…
Düşünce içeriğinde ve duygusal olarak suçluluk, değersizlik, kaygı hissinin yanı sıra kendine yönelik eleştiriler öne çıkmaktadır. Depresyonda danışana içgörü kazandırmak, içe dönük kızgınlığı dışa vurmaya teşvik etme ve dolayısıyla depresyondaki örtük motivasyonu ortaya çıkarmayı hedeflemektedirler. İster kısa süreli, isterse uzun süreli danışmanlık olsun amaç danışanın aktif katılımını gerektirmekte, depresyondaki kısır döngüyü kırmak için depresyonla ilgili olumsuz inanç, işlevsel olmayan düşünce ve davranışları değiştirmektir… Danışan kendi inanç ve düşüncelerini sınanması gereken hipotezler olarak görmeye teşvik edilir…

Depresyon tekrarlama olasılığı yüksek bir hastalıktır. Son olarak da önleyici teknikler kullanılır. Danışana beceriler kazandırmak hedeflendiği için uzun vadede nüksü önleme açısından etkili yöntemler kullanılmalıdır…